09-08-2007, 05:06 PM
Günümüz toplumlarını birleştiren ve küreselleşme olarak adlandırılan
kavramın itici gücü İnternet’dir. Bugün ekonomi, ticaret ve kültür
kelimelerinin önüne küresel kavramını koyabiliyorsak, bunun en temel
nedeni bilginin paylaşılması ve özgürce dolaşabilmesinden
kaynaklanmaktadır. Bilginin hareketine yeni bir boyut ve anlam
getiren de İnternet teknolojisidir. Bu teknoloji o kadar ilginç bir
şekilde hayatımıza girmiş ve bizleri yönlendirmiştir ki, mevcut
tüm kavramlarımızda ve değerlerimizde değişikliğe neden
olmuştur.
İnsanlığın iyiliği için geliştirilen, tüm insanların katkıları ile büyütülen,
paylaşıldıkça değeri artan bir iletişim aracının, bir gün kontrolden
çıkacağını sanırım kimse tahmin etmiyordu. Bu tıpkı sihirli lambadan
çıkan bir cin gibi artık ne lambaya geri dönecek, ne de kontrol
edilebilecek durumda. Bu cin bizim hayatımızı bir yandan
kolaylaştırırken, bir yandan da karartmaya başladı. İşin daha da
ilginç yanı, İnternet hayatımıza girdikçe ondan vazgeçemez bir
duruma geliyoruz. Yani yarattığımız şeyi, hem kontrol altına
almaya çalışıyor, hem de büyütüp güçlendiriyoruz.
Bu durumun farkına varan bir çok insan da İnternet’i öldürmeden
zararsızlaştırma yollarını arıyor. Öncelikle bazı şeylerin İnternet
ile değiştiğinin ve kuralları yeniden tanımlamamız gerektiğinin
farkına varmalıyız. Gerçek dünyanın değer yargıları, hukuk
kuralları ve hatta etik yasaları yeniden gözden geçirilmek
durumunda. Mevcut yasaların, etik kuralların ışığında karşılaşılan
bu kaosu çözmek mümkün gözükmüyor. Eğer bu kaosu çözmek
için mevcut kurallar ile birşeyler yapılacaksa, bu “steomorfist”
bir çözüm arayışından öteye gitmeyecektir. O zaman gelişen
bu teknolojinin yarattığı dünyanın kurallarını yeniden tanımlamamız
gerekiyor; yazılı olan ve olmayan.
İşin “Hukuksal” boyutu dediğimiz zaman “Yazılı Olan Kuralları”
anlıyoruz. Bu kurallar kişilik haklarını ve İnternet üzerinde ticaret
yapan kuruluşların haklarını koruyacak yasalardır. Tüm hukuk
tarihinde olduğu gibi kanunlarının evrimleşme süreci, kavramların
gelişip oturmasının ardından olmaktadır. Şu anda sadece
Türkiye’de değil tüm dünyada bu işin hukuksal boyutu tartışılmakta
ve yeni yasalar çıkarılmaktadır. Bunda bence en temel nokta
hukuğun “Delil” olarak kabul ettiği kavramların değiştirilmesi ve
yeniden tanımlanmasıdır. Sayısal bir dünyadaki delillerin
dayanağını da sayısal olmak durumundadır. Bu aşamaya
gelindiğinde de kaçınılmayacak bazı yeni oluşumlardan söz
edilecektir. Bunlar İnternet mahkemeleri, İnternet güvenlik güçleri
ve İnternet’den anlayan kanun adamlarıdır. Amerika Birleşik
Devletleri’nde bunun ilk adımları atılmış ve sayısal dünyada
suç işleyenleri tespit etmeye yönelik profesyonel güvenlik
güçleri kurulmuştur.
Yazılı olmayan kurallar ise, çoğu zaman yazılı olanlardan daha
önemli ve yaptırım gücü daha yüksektir. Bu kurallar net çizgiler
ile çizilemeyen, toplumdan topluma, kişiden kişiye değişebilen
kavramlar üzerine oturduğu için tanımlamakta güçlükler yaşanır.
Çoğu zaman olması gerektiği hissedilir ama nasıl dile getirileceği
bilinemez. Yazıldığı zaman uygulanıp uygulanmadığını denetleyecek
mekanizmalar güvenlik güçleri değil, bizzat bunları yaşayanlardır.
Bu nedenle etik kurallar bir bakıma kişinin kendi kendine duyduğu
vicdani yükümlülükler ile sınırlıdır.
Etik kavramı, toplumdan topluma değişiklik gösterebilmektedir.
Bu nedenle de, gerçek hayatın bir yansıması olan İnternet dünyasının
da aynı etik değerlerden oluşan bir çatı altında toplanabilmesi zordur.
Bunun yanında ortak payda da ne kadar çok değer toplayabiliyorsak
da “Genel Etik” değerlere de o kadar yaklaşırız. Bunların bazıları
kendi kendine oluşmuş durumlardır ki birazdan toplayabildiklerimi
sizlerle paylaşacağım. Fakat İnternet üzerinde etik kuralların en çok
dikkat edileceği yerler olan, haber grupları, listeler ve sohbet
odalarındaki davranış şekillerini incelemeliyiz. Bu ortamların her
birinin farklı yapıları vardır. Kapalı listelerde liste üyeleri arasında
fiziksel dünyada olan yakınlıklar nedeniyle sorunlar çok büyümeden
beşeri ilişkiler ile çözümlenebilmektedir. Sohbet odalarında ise
genellikle ikili ilişkiler yaşandığından bunlardan doğan sorunlar da
çevreyi rahatsız etmemektedir. Pekçok insanın buluştuğu sohbet
kanallarında ise bu kanalı yöneten operatör tüm kuralları belirlediği
için, değerler bu kişinin koyduğu kurallar çerçevesinde
tanımlanmaktadır. Bu değerlere uymayanlar ise doğrudan kanaldan
atılmaktadır.
Etik kurallara en çok dikkat edilmesi gereken yerler ise açık listelerdir.
Çünkü karşılıklı tartışma konularının yaşandığı ve çoğu zaman da tüm
liste üyelerinin şahit olduğu bu ortamlarda çok sık bir şekilde tartışmalar
yaşanmaktadır. Genellikle bu listelerin de bir yöneticisi olmakla birlikte,
listeden atılma durumu çok nadiren yapılan bir eylemdir. Fakat bu
kadar sert bir cezayı gerektirmeyen başka eylemlerle de kişiler
tüm liste üyelerini rahatsız edebilmektedir.
Yazılı olmayan etik kuralları yazmaya bizi zorlayan nedenler nedir
diye sorduğumuzda yanıt olarak; konuyu yeteri kadar bilmemek,
kendini karşısındakinin yerine koymadan hareket etmek, hatalı
anlamak ve insani duygularını belli etmeyecek bir perdenin
arkasında olmak diyebiliyoruz. Özellikle İnternet ortamında yaratılan
perdenin arkasında olmanın insanı çok değiştirdiğini biliyoruz.
Pekçok İnternet kullanıcısı amiyane deyimiyle “Gündüz İnsan,
Gece Hırt” gibi olabiliyor. Gerçek hayatta tanıdığınız dostlarınızı,
bir an geliyor ki hiç tanımadığınızı düşünmeye başlıyorsunuz. Kişilik
değişmesi veya bölünmesi dediğimiz kavramların artık psikolojik
hastalık sınıfından çıkarılması gerektiğini düşünmeye başladım.
Bütün bunlara karşılık insanların gerçek yaşamlarında ne ise İnternet
ortamında da o olacağını unutmamak gerekiyor. İnsanlara ne kadar
kural koyarsanız koyunuz, gerçek yaşamında kuralları olmayan ve
kişiliği gelişmemiş bir kişiyi de İnternet üzerinde eğitmeniz mümkün
değildir. Fakat yaptığının ne olduğunu bilmeyen kişileri de uyarmak
tabi ki en önemli görevimiz olmalıdır. Konfüçyüs’ün dediği gibi:
Bildiğini bilenin arkasından gidiniz.
Bildiğini bilmeyeni uyandırınız.
Bilmediğini bilene öğretiniz.
Bilmediğini bilmeyenden kaçınız.
Görevimiz her ne kadar kurallar tanımlayarak insanlara birşeyleri
kabul ettirmek olmasa da, belki bildiğimiz ama dile getirmekte
zorlandığımız bazı etik kuralları burada toparlamaya çalıştım. Kendi
deyimimle bunları İnteretik olarak adlandırıyorum.
Konuşma odalarında veya bire bir konuştuğumuz yerlerde karşımızda
bulunanların özel yaşamlarına müdahale edecek davranışlarda
bulunmamak.
Sorularda ve konuşma taleplerinde ısrarcı bir tutum sergilememek.
Kızdığımız insanlara bunu küfürsüz ve saldırgan bir tutum
sergilemeden anlatmak.
Mesaj aldığınız kişinin espri anlayışından hoşlanmadığınız
takdirde bunu eleştirmeden nazik bir dil ile yanıtlamak.
Size küfürle veya özelinizi ilgilendirecek bir konuya müdahale
edildiğinde cevabını daha az kışkırtıcı, sadece saldırgan kişiye
yönelik vermek. Konuyu dinleyenleri rahatsız etmeden, genele
duyurmadan cevaplamak.
Size saldırmaya devam eden kişiye duyarsız kalmak ve belki
cevap dahi yazmamak.
Kızgın olmadığınız veya dikkat çekmek istemediğiniz sürece
yazışmalarda büyük harf kullanmamak.
Liste, haber gruplarına bir mesaj gönderirken, bunu
okuyacak kişilerin kimler olduğunu bilerek genel etik
kavramlarına uygun cümleler seçmek.
Gruplara gönderilen mesajların arkasına büyük bir dosya
eklenecekse bunu önceden duyurmak ve sadece isteyenlere
göndermek.
Listelere sadece text mesajlar göndermeye çalışmak.
Çok yer kaplayan veya bu tip mesajları okuyamayacağını
düşündüğünüz kişilere resim, ses ve video görüntüleri
göndermemek.
Başka bir mesajın tümünü, mesajınızın içine alıntı yapmadan
göndermek. Sadece ilgili bölümü alarak, tek satırlık fikri belirtmek
için birkaç sayfa bir mesajı alıntı yapmamak. Mesaj boyutunu
boş yere büyütmemek.
Mesaj gönderirken konu bölümünü boş bırakmamak.
Gönderdiğiniz mesajın içeriğini anlatacak özet kelimeler ile
tanımlayarak mesaj hakkında bilgi vermek.
Listelerde satıcısı veya temsilcisi olduğunuz ürün ve hizmetlerin
reklamını yapmamak.
Gönderilen ek dosyaların içinde virüs olup olmadığı önceden taramak.
Virüslü olduğunu düşündüğünüz dosyalar aldığınızda bunu
gönderen kişiyi uyarmak ve virus varsa bunu duyurma işini o
kişiye bırakmak.
Kişileri genel listelerde yanıtlarken onun kişisel değerlerine
saldırmadan ve kırıcı olmadan yanıtlamak.
Gruplara mesaj gönderirken gereksiz tartışma ortamları
yaratmamak. Zaman alıcı boş konularla dikkat dağıtmamak.
Tartışma konusu özelleşmeye başladığında bunu liste dışında
devam ettirmek ve liste üyelerini gereksiz yere rahatsız etmemek.
Tartışma listelerinde sorulan sorulara vermeyi düşündüğünüz
yanıtların tüm liste üyelerini ilgilendirip ilgilendirmediğini düşünmek.
Yanıt özel olacaksa bunu sadece soruyu soran kişiye göndermek.
Liste kullanımı konusunda hatalı davranışlar sergileyen kişileri
uyarmak ve gerekiyorsa bu kişilerin liste yöneticisi tarafından
listeden çıkarılmasını sağlamak.
Eleştirilerde yıkıcı ve sadece eleştirici bir tutum yerine yapıcı
ve yol gösterici bir tavır sergilemek.
İnternet ortamında karşınızdaki kişinin elde ettiğiniz bilgilerini
kötü amaçlarla başka yerde kullanmamak. Bu bilgileri çıkar
karşılığı satmamak, dağıtmamak.
İnsanların duygusal zayıflıklarını kullananan mesajların
dağılmasına olanak vermemek. Örneğin amansız hastalık
için yardım veya son isteği yazılan mesajın dünyayı
dolaşmasını istemek gibi. Bunların hiç birinin ölçülemeyecek
bilgiler olduğunu unutmadan hareket edersek kendi
zamanımızı ve başkalarının da zamanını çalmayız ve
onların posta kutularını da boş yere işgal etmemiş oluruz.
Spam adını verdiğimiz mail trafiğine olanak vermemek.
Bu şekilde mail atanları uyarmak.
İstem dışı gönderilen mesajların arkasına mutlaka buna
benzer mesajların bir daha istenip istenmediğini sormak.
İstenmiyorsa bu tip mesajları bir daha göndermemek.
Mutlu Payaslıoğlu'dan Alıntıdır
kavramın itici gücü İnternet’dir. Bugün ekonomi, ticaret ve kültür
kelimelerinin önüne küresel kavramını koyabiliyorsak, bunun en temel
nedeni bilginin paylaşılması ve özgürce dolaşabilmesinden
kaynaklanmaktadır. Bilginin hareketine yeni bir boyut ve anlam
getiren de İnternet teknolojisidir. Bu teknoloji o kadar ilginç bir
şekilde hayatımıza girmiş ve bizleri yönlendirmiştir ki, mevcut
tüm kavramlarımızda ve değerlerimizde değişikliğe neden
olmuştur.
İnsanlığın iyiliği için geliştirilen, tüm insanların katkıları ile büyütülen,
paylaşıldıkça değeri artan bir iletişim aracının, bir gün kontrolden
çıkacağını sanırım kimse tahmin etmiyordu. Bu tıpkı sihirli lambadan
çıkan bir cin gibi artık ne lambaya geri dönecek, ne de kontrol
edilebilecek durumda. Bu cin bizim hayatımızı bir yandan
kolaylaştırırken, bir yandan da karartmaya başladı. İşin daha da
ilginç yanı, İnternet hayatımıza girdikçe ondan vazgeçemez bir
duruma geliyoruz. Yani yarattığımız şeyi, hem kontrol altına
almaya çalışıyor, hem de büyütüp güçlendiriyoruz.
Bu durumun farkına varan bir çok insan da İnternet’i öldürmeden
zararsızlaştırma yollarını arıyor. Öncelikle bazı şeylerin İnternet
ile değiştiğinin ve kuralları yeniden tanımlamamız gerektiğinin
farkına varmalıyız. Gerçek dünyanın değer yargıları, hukuk
kuralları ve hatta etik yasaları yeniden gözden geçirilmek
durumunda. Mevcut yasaların, etik kuralların ışığında karşılaşılan
bu kaosu çözmek mümkün gözükmüyor. Eğer bu kaosu çözmek
için mevcut kurallar ile birşeyler yapılacaksa, bu “steomorfist”
bir çözüm arayışından öteye gitmeyecektir. O zaman gelişen
bu teknolojinin yarattığı dünyanın kurallarını yeniden tanımlamamız
gerekiyor; yazılı olan ve olmayan.
İşin “Hukuksal” boyutu dediğimiz zaman “Yazılı Olan Kuralları”
anlıyoruz. Bu kurallar kişilik haklarını ve İnternet üzerinde ticaret
yapan kuruluşların haklarını koruyacak yasalardır. Tüm hukuk
tarihinde olduğu gibi kanunlarının evrimleşme süreci, kavramların
gelişip oturmasının ardından olmaktadır. Şu anda sadece
Türkiye’de değil tüm dünyada bu işin hukuksal boyutu tartışılmakta
ve yeni yasalar çıkarılmaktadır. Bunda bence en temel nokta
hukuğun “Delil” olarak kabul ettiği kavramların değiştirilmesi ve
yeniden tanımlanmasıdır. Sayısal bir dünyadaki delillerin
dayanağını da sayısal olmak durumundadır. Bu aşamaya
gelindiğinde de kaçınılmayacak bazı yeni oluşumlardan söz
edilecektir. Bunlar İnternet mahkemeleri, İnternet güvenlik güçleri
ve İnternet’den anlayan kanun adamlarıdır. Amerika Birleşik
Devletleri’nde bunun ilk adımları atılmış ve sayısal dünyada
suç işleyenleri tespit etmeye yönelik profesyonel güvenlik
güçleri kurulmuştur.
Yazılı olmayan kurallar ise, çoğu zaman yazılı olanlardan daha
önemli ve yaptırım gücü daha yüksektir. Bu kurallar net çizgiler
ile çizilemeyen, toplumdan topluma, kişiden kişiye değişebilen
kavramlar üzerine oturduğu için tanımlamakta güçlükler yaşanır.
Çoğu zaman olması gerektiği hissedilir ama nasıl dile getirileceği
bilinemez. Yazıldığı zaman uygulanıp uygulanmadığını denetleyecek
mekanizmalar güvenlik güçleri değil, bizzat bunları yaşayanlardır.
Bu nedenle etik kurallar bir bakıma kişinin kendi kendine duyduğu
vicdani yükümlülükler ile sınırlıdır.
Etik kavramı, toplumdan topluma değişiklik gösterebilmektedir.
Bu nedenle de, gerçek hayatın bir yansıması olan İnternet dünyasının
da aynı etik değerlerden oluşan bir çatı altında toplanabilmesi zordur.
Bunun yanında ortak payda da ne kadar çok değer toplayabiliyorsak
da “Genel Etik” değerlere de o kadar yaklaşırız. Bunların bazıları
kendi kendine oluşmuş durumlardır ki birazdan toplayabildiklerimi
sizlerle paylaşacağım. Fakat İnternet üzerinde etik kuralların en çok
dikkat edileceği yerler olan, haber grupları, listeler ve sohbet
odalarındaki davranış şekillerini incelemeliyiz. Bu ortamların her
birinin farklı yapıları vardır. Kapalı listelerde liste üyeleri arasında
fiziksel dünyada olan yakınlıklar nedeniyle sorunlar çok büyümeden
beşeri ilişkiler ile çözümlenebilmektedir. Sohbet odalarında ise
genellikle ikili ilişkiler yaşandığından bunlardan doğan sorunlar da
çevreyi rahatsız etmemektedir. Pekçok insanın buluştuğu sohbet
kanallarında ise bu kanalı yöneten operatör tüm kuralları belirlediği
için, değerler bu kişinin koyduğu kurallar çerçevesinde
tanımlanmaktadır. Bu değerlere uymayanlar ise doğrudan kanaldan
atılmaktadır.
Etik kurallara en çok dikkat edilmesi gereken yerler ise açık listelerdir.
Çünkü karşılıklı tartışma konularının yaşandığı ve çoğu zaman da tüm
liste üyelerinin şahit olduğu bu ortamlarda çok sık bir şekilde tartışmalar
yaşanmaktadır. Genellikle bu listelerin de bir yöneticisi olmakla birlikte,
listeden atılma durumu çok nadiren yapılan bir eylemdir. Fakat bu
kadar sert bir cezayı gerektirmeyen başka eylemlerle de kişiler
tüm liste üyelerini rahatsız edebilmektedir.
Yazılı olmayan etik kuralları yazmaya bizi zorlayan nedenler nedir
diye sorduğumuzda yanıt olarak; konuyu yeteri kadar bilmemek,
kendini karşısındakinin yerine koymadan hareket etmek, hatalı
anlamak ve insani duygularını belli etmeyecek bir perdenin
arkasında olmak diyebiliyoruz. Özellikle İnternet ortamında yaratılan
perdenin arkasında olmanın insanı çok değiştirdiğini biliyoruz.
Pekçok İnternet kullanıcısı amiyane deyimiyle “Gündüz İnsan,
Gece Hırt” gibi olabiliyor. Gerçek hayatta tanıdığınız dostlarınızı,
bir an geliyor ki hiç tanımadığınızı düşünmeye başlıyorsunuz. Kişilik
değişmesi veya bölünmesi dediğimiz kavramların artık psikolojik
hastalık sınıfından çıkarılması gerektiğini düşünmeye başladım.
Bütün bunlara karşılık insanların gerçek yaşamlarında ne ise İnternet
ortamında da o olacağını unutmamak gerekiyor. İnsanlara ne kadar
kural koyarsanız koyunuz, gerçek yaşamında kuralları olmayan ve
kişiliği gelişmemiş bir kişiyi de İnternet üzerinde eğitmeniz mümkün
değildir. Fakat yaptığının ne olduğunu bilmeyen kişileri de uyarmak
tabi ki en önemli görevimiz olmalıdır. Konfüçyüs’ün dediği gibi:
Bildiğini bilenin arkasından gidiniz.
Bildiğini bilmeyeni uyandırınız.
Bilmediğini bilene öğretiniz.
Bilmediğini bilmeyenden kaçınız.
Görevimiz her ne kadar kurallar tanımlayarak insanlara birşeyleri
kabul ettirmek olmasa da, belki bildiğimiz ama dile getirmekte
zorlandığımız bazı etik kuralları burada toparlamaya çalıştım. Kendi
deyimimle bunları İnteretik olarak adlandırıyorum.
Konuşma odalarında veya bire bir konuştuğumuz yerlerde karşımızda
bulunanların özel yaşamlarına müdahale edecek davranışlarda
bulunmamak.
Sorularda ve konuşma taleplerinde ısrarcı bir tutum sergilememek.
Kızdığımız insanlara bunu küfürsüz ve saldırgan bir tutum
sergilemeden anlatmak.
Mesaj aldığınız kişinin espri anlayışından hoşlanmadığınız
takdirde bunu eleştirmeden nazik bir dil ile yanıtlamak.
Size küfürle veya özelinizi ilgilendirecek bir konuya müdahale
edildiğinde cevabını daha az kışkırtıcı, sadece saldırgan kişiye
yönelik vermek. Konuyu dinleyenleri rahatsız etmeden, genele
duyurmadan cevaplamak.
Size saldırmaya devam eden kişiye duyarsız kalmak ve belki
cevap dahi yazmamak.
Kızgın olmadığınız veya dikkat çekmek istemediğiniz sürece
yazışmalarda büyük harf kullanmamak.
Liste, haber gruplarına bir mesaj gönderirken, bunu
okuyacak kişilerin kimler olduğunu bilerek genel etik
kavramlarına uygun cümleler seçmek.
Gruplara gönderilen mesajların arkasına büyük bir dosya
eklenecekse bunu önceden duyurmak ve sadece isteyenlere
göndermek.
Listelere sadece text mesajlar göndermeye çalışmak.
Çok yer kaplayan veya bu tip mesajları okuyamayacağını
düşündüğünüz kişilere resim, ses ve video görüntüleri
göndermemek.
Başka bir mesajın tümünü, mesajınızın içine alıntı yapmadan
göndermek. Sadece ilgili bölümü alarak, tek satırlık fikri belirtmek
için birkaç sayfa bir mesajı alıntı yapmamak. Mesaj boyutunu
boş yere büyütmemek.
Mesaj gönderirken konu bölümünü boş bırakmamak.
Gönderdiğiniz mesajın içeriğini anlatacak özet kelimeler ile
tanımlayarak mesaj hakkında bilgi vermek.
Listelerde satıcısı veya temsilcisi olduğunuz ürün ve hizmetlerin
reklamını yapmamak.
Gönderilen ek dosyaların içinde virüs olup olmadığı önceden taramak.
Virüslü olduğunu düşündüğünüz dosyalar aldığınızda bunu
gönderen kişiyi uyarmak ve virus varsa bunu duyurma işini o
kişiye bırakmak.
Kişileri genel listelerde yanıtlarken onun kişisel değerlerine
saldırmadan ve kırıcı olmadan yanıtlamak.
Gruplara mesaj gönderirken gereksiz tartışma ortamları
yaratmamak. Zaman alıcı boş konularla dikkat dağıtmamak.
Tartışma konusu özelleşmeye başladığında bunu liste dışında
devam ettirmek ve liste üyelerini gereksiz yere rahatsız etmemek.
Tartışma listelerinde sorulan sorulara vermeyi düşündüğünüz
yanıtların tüm liste üyelerini ilgilendirip ilgilendirmediğini düşünmek.
Yanıt özel olacaksa bunu sadece soruyu soran kişiye göndermek.
Liste kullanımı konusunda hatalı davranışlar sergileyen kişileri
uyarmak ve gerekiyorsa bu kişilerin liste yöneticisi tarafından
listeden çıkarılmasını sağlamak.
Eleştirilerde yıkıcı ve sadece eleştirici bir tutum yerine yapıcı
ve yol gösterici bir tavır sergilemek.
İnternet ortamında karşınızdaki kişinin elde ettiğiniz bilgilerini
kötü amaçlarla başka yerde kullanmamak. Bu bilgileri çıkar
karşılığı satmamak, dağıtmamak.
İnsanların duygusal zayıflıklarını kullananan mesajların
dağılmasına olanak vermemek. Örneğin amansız hastalık
için yardım veya son isteği yazılan mesajın dünyayı
dolaşmasını istemek gibi. Bunların hiç birinin ölçülemeyecek
bilgiler olduğunu unutmadan hareket edersek kendi
zamanımızı ve başkalarının da zamanını çalmayız ve
onların posta kutularını da boş yere işgal etmemiş oluruz.
Spam adını verdiğimiz mail trafiğine olanak vermemek.
Bu şekilde mail atanları uyarmak.
İstem dışı gönderilen mesajların arkasına mutlaka buna
benzer mesajların bir daha istenip istenmediğini sormak.
İstenmiyorsa bu tip mesajları bir daha göndermemek.
Mutlu Payaslıoğlu'dan Alıntıdır