Forum Sayfam

Full Versiyon: İNTERNET ETİĞİ (İNTERETİK)
Şu anda tam olmayan bir veriyonu görüntülüyorsunuz. Tam versiyonu görmek için, buraya tıklayın
Günümüz toplumlarını birleştiren ve küreselleşme olarak adlandırılan  
kavramın itici gücü İnternet’dir. Bugün ekonomi, ticaret ve kültür  
kelimelerinin önüne küresel kavramını koyabiliyorsak, bunun en temel  
nedeni bilginin paylaşılması ve özgürce dolaşabilmesinden  
kaynaklanmaktadır. Bilginin hareketine yeni bir boyut ve anlam  
getiren de İnternet teknolojisidir. Bu teknoloji o kadar ilginç bir  
şekilde hayatımıza girmiş ve bizleri yönlendirmiştir ki, mevcut  
tüm kavramlarımızda ve değerlerimizde değişikliğe neden  
olmuştur.  

İnsanlığın iyiliği için geliştirilen, tüm insanların katkıları ile büyütülen,  
paylaşıldıkça değeri artan bir iletişim aracının, bir gün kontrolden  
çıkacağını sanırım kimse tahmin etmiyordu. Bu tıpkı sihirli lambadan  
çıkan bir cin gibi artık ne lambaya geri dönecek, ne de kontrol  
edilebilecek durumda. Bu cin bizim hayatımızı bir yandan  
kolaylaştırırken, bir yandan da karartmaya başladı. İşin daha da  
ilginç yanı, İnternet hayatımıza girdikçe ondan vazgeçemez bir  
duruma geliyoruz. Yani yarattığımız şeyi, hem kontrol altına  
almaya çalışıyor, hem de büyütüp güçlendiriyoruz.

Bu durumun farkına varan bir çok insan da İnternet’i öldürmeden  
zararsızlaştırma yollarını arıyor. Öncelikle bazı şeylerin İnternet  
ile değiştiğinin ve kuralları yeniden tanımlamamız gerektiğinin  
farkına varmalıyız. Gerçek dünyanın değer yargıları, hukuk  
kuralları ve hatta etik yasaları yeniden gözden geçirilmek  
durumunda. Mevcut yasaların, etik kuralların ışığında karşılaşılan  
bu kaosu çözmek mümkün gözükmüyor. Eğer bu kaosu çözmek  
için mevcut kurallar ile birşeyler yapılacaksa, bu “steomorfist”  
bir çözüm arayışından öteye gitmeyecektir. O zaman gelişen  
bu teknolojinin yarattığı dünyanın kurallarını yeniden tanımlamamız  
gerekiyor; yazılı olan ve olmayan.

İşin “Hukuksal” boyutu dediğimiz zaman “Yazılı Olan Kuralları”  
anlıyoruz. Bu kurallar kişilik haklarını ve İnternet üzerinde ticaret  
yapan kuruluşların haklarını koruyacak yasalardır. Tüm hukuk  
tarihinde olduğu gibi kanunlarının evrimleşme süreci, kavramların  
gelişip oturmasının ardından olmaktadır. Şu anda sadece  
Türkiye’de değil tüm dünyada bu işin hukuksal boyutu tartışılmakta  
ve yeni yasalar çıkarılmaktadır. Bunda bence en temel nokta  
hukuğun “Delil” olarak kabul ettiği kavramların değiştirilmesi ve  
yeniden tanımlanmasıdır. Sayısal bir dünyadaki delillerin  
dayanağını da sayısal olmak durumundadır. Bu aşamaya  
gelindiğinde de kaçınılmayacak bazı yeni oluşumlardan söz  
edilecektir. Bunlar İnternet mahkemeleri, İnternet güvenlik güçleri  
ve İnternet’den anlayan kanun adamlarıdır. Amerika Birleşik  
Devletleri’nde bunun ilk adımları atılmış ve sayısal dünyada  
suç işleyenleri tespit etmeye yönelik profesyonel güvenlik  
güçleri kurulmuştur.  

Yazılı olmayan kurallar ise, çoğu zaman yazılı olanlardan daha  
önemli ve yaptırım gücü daha yüksektir. Bu kurallar net çizgiler  
ile çizilemeyen, toplumdan topluma, kişiden kişiye değişebilen  
kavramlar üzerine oturduğu için tanımlamakta güçlükler yaşanır.  
Çoğu zaman olması gerektiği hissedilir ama nasıl dile getirileceği  
bilinemez. Yazıldığı zaman uygulanıp uygulanmadığını denetleyecek  
mekanizmalar güvenlik güçleri değil, bizzat bunları yaşayanlardır.  
Bu nedenle etik kurallar bir bakıma kişinin kendi kendine duyduğu  
vicdani yükümlülükler ile sınırlıdır.  

Etik kavramı, toplumdan topluma değişiklik gösterebilmektedir.  
Bu nedenle de, gerçek hayatın bir yansıması olan İnternet dünyasının  
da aynı etik değerlerden oluşan bir çatı altında toplanabilmesi zordur.  
Bunun yanında ortak payda da ne kadar çok değer toplayabiliyorsak  
da “Genel Etik” değerlere de o kadar yaklaşırız. Bunların bazıları  
kendi kendine oluşmuş durumlardır ki birazdan toplayabildiklerimi  
sizlerle paylaşacağım. Fakat İnternet üzerinde etik kuralların en çok  
dikkat edileceği yerler olan, haber grupları, listeler ve sohbet  
odalarındaki davranış şekillerini incelemeliyiz. Bu ortamların her  
birinin farklı yapıları vardır. Kapalı listelerde liste üyeleri arasında  
fiziksel dünyada olan yakınlıklar nedeniyle sorunlar çok büyümeden  
beşeri ilişkiler ile çözümlenebilmektedir. Sohbet odalarında ise  
genellikle ikili ilişkiler yaşandığından bunlardan doğan sorunlar da  
çevreyi rahatsız etmemektedir. Pekçok insanın buluştuğu sohbet  
kanallarında ise bu kanalı yöneten operatör tüm kuralları belirlediği  
için, değerler bu kişinin koyduğu kurallar çerçevesinde
tanımlanmaktadır. Bu değerlere uymayanlar ise doğrudan kanaldan  
atılmaktadır.  

Etik kurallara en çok dikkat edilmesi gereken yerler ise açık listelerdir.  
Çünkü karşılıklı tartışma konularının yaşandığı ve çoğu zaman da tüm  
liste üyelerinin şahit olduğu bu ortamlarda çok sık bir şekilde tartışmalar
yaşanmaktadır. Genellikle bu listelerin de bir yöneticisi olmakla birlikte,
listeden atılma durumu çok nadiren yapılan bir eylemdir. Fakat bu  
kadar sert bir cezayı gerektirmeyen başka eylemlerle de kişiler  
tüm liste üyelerini rahatsız edebilmektedir.  

Yazılı olmayan etik kuralları yazmaya bizi zorlayan nedenler nedir  
diye sorduğumuzda yanıt olarak; konuyu yeteri kadar bilmemek,  
kendini karşısındakinin yerine koymadan hareket etmek, hatalı  
anlamak ve insani duygularını belli etmeyecek bir perdenin  
arkasında olmak diyebiliyoruz. Özellikle İnternet ortamında yaratılan
perdenin arkasında olmanın insanı çok değiştirdiğini biliyoruz.  
Pekçok İnternet kullanıcısı amiyane deyimiyle “Gündüz İnsan,  
Gece Hırt” gibi olabiliyor. Gerçek hayatta tanıdığınız dostlarınızı,  
bir an geliyor ki hiç tanımadığınızı düşünmeye başlıyorsunuz. Kişilik  
değişmesi veya bölünmesi dediğimiz kavramların artık psikolojik
hastalık sınıfından çıkarılması gerektiğini düşünmeye başladım.  
Bütün bunlara karşılık insanların gerçek yaşamlarında ne ise İnternet  
ortamında da o olacağını unutmamak gerekiyor. İnsanlara ne kadar  
kural koyarsanız koyunuz, gerçek yaşamında kuralları olmayan ve  
kişiliği gelişmemiş bir kişiyi de İnternet üzerinde eğitmeniz mümkün  
değildir. Fakat yaptığının ne olduğunu bilmeyen kişileri de uyarmak  
tabi ki en önemli görevimiz olmalıdır. Konfüçyüs’ün dediği gibi:

Bildiğini bilenin arkasından gidiniz.
Bildiğini bilmeyeni uyandırınız.
Bilmediğini bilene öğretiniz.
Bilmediğini bilmeyenden kaçınız.

Görevimiz her ne kadar kurallar tanımlayarak insanlara birşeyleri  
kabul ettirmek olmasa da, belki bildiğimiz ama dile getirmekte  
zorlandığımız bazı etik kuralları burada toparlamaya çalıştım. Kendi  
deyimimle bunları İnteretik olarak adlandırıyorum.
  

Konuşma odalarında veya bire bir konuştuğumuz yerlerde karşımızda  
bulunanların özel yaşamlarına müdahale edecek davranışlarda  
bulunmamak.
Sorularda ve konuşma taleplerinde ısrarcı bir tutum sergilememek.
Kızdığımız insanlara bunu küfürsüz ve saldırgan bir tutum  
sergilemeden anlatmak.  
Mesaj aldığınız kişinin espri anlayışından hoşlanmadığınız
takdirde bunu eleştirmeden nazik bir dil ile yanıtlamak.
Size küfürle veya özelinizi ilgilendirecek bir konuya müdahale  
edildiğinde cevabını daha az kışkırtıcı, sadece saldırgan kişiye  
yönelik vermek. Konuyu dinleyenleri rahatsız etmeden, genele  
duyurmadan cevaplamak.
Size saldırmaya devam eden kişiye duyarsız kalmak ve belki
cevap dahi yazmamak.
Kızgın olmadığınız veya dikkat çekmek istemediğiniz sürece  
yazışmalarda büyük harf kullanmamak.
Liste, haber gruplarına bir mesaj gönderirken, bunu  
okuyacak kişilerin kimler olduğunu bilerek genel etik  
kavramlarına uygun cümleler seçmek.
Gruplara gönderilen mesajların arkasına büyük bir dosya  
eklenecekse bunu önceden duyurmak ve sadece isteyenlere  
göndermek.
Listelere sadece text mesajlar göndermeye çalışmak.  
Çok yer kaplayan veya bu tip mesajları okuyamayacağını  
düşündüğünüz kişilere resim, ses ve video görüntüleri  
göndermemek.
Başka bir mesajın tümünü, mesajınızın içine alıntı yapmadan  
göndermek. Sadece ilgili bölümü alarak, tek satırlık fikri belirtmek
için birkaç sayfa bir mesajı alıntı yapmamak. Mesaj boyutunu  
boş yere büyütmemek.
Mesaj gönderirken konu bölümünü boş bırakmamak.  
Gönderdiğiniz mesajın içeriğini anlatacak özet kelimeler ile  
tanımlayarak mesaj hakkında bilgi vermek.  
Listelerde satıcısı veya temsilcisi olduğunuz ürün ve hizmetlerin  
reklamını yapmamak.
Gönderilen ek dosyaların içinde virüs olup olmadığı önceden taramak.
Virüslü olduğunu düşündüğünüz dosyalar aldığınızda bunu  
gönderen kişiyi uyarmak ve virus varsa bunu duyurma işini o  
kişiye bırakmak.
Kişileri genel listelerde yanıtlarken onun kişisel değerlerine  
saldırmadan ve kırıcı olmadan yanıtlamak.
Gruplara mesaj gönderirken gereksiz tartışma ortamları
yaratmamak. Zaman alıcı boş konularla dikkat dağıtmamak.
Tartışma konusu özelleşmeye başladığında bunu liste dışında  
devam ettirmek ve liste üyelerini gereksiz yere rahatsız etmemek.
Tartışma listelerinde sorulan sorulara vermeyi düşündüğünüz
yanıtların tüm liste üyelerini ilgilendirip ilgilendirmediğini düşünmek.  
Yanıt özel olacaksa bunu sadece soruyu soran kişiye göndermek.
Liste kullanımı konusunda hatalı davranışlar sergileyen kişileri  
uyarmak ve gerekiyorsa bu kişilerin liste yöneticisi tarafından  
listeden çıkarılmasını sağlamak.
Eleştirilerde yıkıcı ve sadece eleştirici bir tutum yerine yapıcı  
ve yol gösterici bir tavır sergilemek.
İnternet ortamında karşınızdaki kişinin elde ettiğiniz bilgilerini  
kötü amaçlarla başka yerde kullanmamak. Bu bilgileri çıkar  
karşılığı satmamak, dağıtmamak.
İnsanların duygusal zayıflıklarını kullananan mesajların  
dağılmasına olanak vermemek. Örneğin amansız hastalık  
için yardım veya son isteği yazılan mesajın dünyayı  
dolaşmasını istemek gibi. Bunların hiç birinin ölçülemeyecek  
bilgiler olduğunu unutmadan hareket edersek kendi  
zamanımızı ve başkalarının da zamanını çalmayız ve  
onların posta kutularını da boş yere işgal etmemiş oluruz.
Spam adını verdiğimiz mail trafiğine olanak vermemek.  
Bu şekilde mail atanları uyarmak.
İstem dışı gönderilen mesajların arkasına mutlaka buna  
benzer mesajların bir daha istenip istenmediğini sormak.  
İstenmiyorsa bu tip mesajları bir daha göndermemek.

Mutlu Payaslıoğlu'dan Alıntıdır
Emeğe saygı, sağol kardeş.
çok tesekkurler.insanlarda farklı bir yargı var..
Referans URL

Fatal error: Call to a member function run_hooks() on a non-object in /home/bilisimf/public_html/inc/functions.php on line 146